Başlangıç > AŞK, SEVGİ, GÜZELLİK... > ARDINDA LEKE BIRAKMAMALI SEVGİ…

ARDINDA LEKE BIRAKMAMALI SEVGİ…

Uyanınca hemen pencereye koşarım. Hava güneşli de olsa, yağmur da yağsa, caddeler kar altında da kalsa, ağaçları yerinden sökercesine esse de rüzgâr… umudu dışarıda ararım.
Yeter ki gün eksilmesin penceremden…”
Dışarıda kalma koşulları kalmadığında, ruhu daraldığında, olaylar bunaltınca… içerilere kaçıyor insan.
Sanılır ki sevişmek içeri işidir; öyle olsaydı, sevgililer niye el ele tutuşarak kırlara fırlarlar, neden filmlerde hep şu sahne yinelenir?.. İki sevgili buluşacaktır. Uzaktan birbirlerini görüp koşarlar. Öyle sıkı sarılırlar ki, dişi kim er kim ayıramaz, sevgi esrikliğine uğrarsınız. Erkek, sevgilisini belinden tutup kaldırmış, kadın ayaklarını yukarıya çekmiş, dönmektedirler…
Dönmeyi kesip yüz yüze geldiklerinde bilirsiniz ki, al yanaklar gül kokar, saçlar çimen yeşili…
Sinema filmleri sevgililer geçididir; aynı sahneleri yüzlerce kez görmeye doyamazsınız! Hele bir de aralarında sevginin doruk duyguları yaşanıyorsa…
Yalnız uyanınca değil, bir yazıyı yazmaya oturup bir süre sonra sözcükler beynimden kaçışmaya başladığında da, kurtarıcım pencerenin önü oluyor.
Yıllar önce bir gazetede okumuştum; uzaktan mor dağlara bakmak, çimenlik yerlerde dolaşmak gözü dinlendirirmiş. Bense dinlendirmek için değil, gözümü harflerin tekdüzeliğinden kurtarmak için yapıyorum bunu…
Havaalanına inip kalkan uçaklara, takırtıyla yol alan trenlere bakmak; çocukların, kuşun, böceğin sesini duymak neler çağrıştırmaz!..
Pencerem yeşile açılıyor. Evin arka bakışında dairemsi bir alan var. Alan ağaçsı çalılarla çevrelenmiş. Çalıların hemen önüne taştan oturma yerleri de yapmışlar. Görünüm gür yapraklı birkaç ağaçla tamamlanıyor.
Modaya uysunlar diye metrolarda, sokak ortalarında sarmaşamayan, öpüşüp koklaşamayan, çoğu türbanlı genç kızlar, dal boyunlu utangaç delikanlılar, bu çalıların arasına gizleniyorlar. Dün farkında oldum; onlara bu özgürlüğü bile çok görüp, çalıları kökünden söküp atmışlar. Onlarınki, kötü sandıklarını daha kötüsünü yaparak önlemek… Ağaçları da kesselerdi ne yapardım! Çalılar sökülünce oraya kimsenin uğramayacağını sanmıştım. Öyle olmadı; kumru utangacı bir kızla bir oğlan alanı boş bırakmadı, gelip gür yapraklı ağaçlardan birinin en dulda yerine gizlendiler.
Sevginin paraya pula kurban edildiği çağımızda onları öyle görünce sevindim! Sevgi hep yaşamalı. Ama düşmanlıktan uzak… Nice sevgilerle birleşip sonra ayrılanlar, ne ağza alınmayacak sözler ediyorlar; birbirlerini nasıl küçültüyorlar!..
İnsanın doğasında var; delice taptığına, zaman geliyor katlanamıyor. Buna bir şey denemez, yeter ki, sevgi leke bırakmasın ardında.
Pencereden çekildiğimde iki sevgililer göz göze, diz dize, duygu akışlarına yol arıyorlardı. İşimin başına gittim. Yine içim daralıp döndüğümde orda olmadıklarını gördüm. Oturdukları yerde poşetler, gazete parçaları uçuşuyordu. Sağa sola bira kutuları. Atılmıştı. Görevli onları toplarken basıyordu kalayı!
Dedim ya; ne leke, ne kir pas, ne tiksinti… bırakmamalı sevgi, ardında.
Hele nefret, hiç!..

__________ Sevgili Adnan Binyazar’a sevgi ve sayglarımla….

  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: